bedir savaşını anlatan ayetin tefsiri şöyledir:
"ey meleklerim, onların boyunlarının üzerine vurun. ve onların her parmağına vurun. acaba melekler bu savaş içinde nasıl bir rol aldılar? rabbimizin bu emirlerini nasıl gerçekleştirdiler? bu konuda açık rivâyetler olmadığı için bunu net olarak bilemiyoruz. şu kadarını söyleyebiliyoruz ki; onlar islâm ordusunun kâfirlere yaptığı darbelerin tam isâbet edip yerlerine gelmeleri anlamında bir yardımları mutlaka olmuştur. ayrıca karşıdaki kâfirlerin sindirilmeleri, etkisiz hale getirilmeleri için bu melekler allah’ın yardımıyla yapmaları gerekenleri yapmıştır. bu konuda kitabımızın başka bir yerinde ve rasulullah efendimizin sünnetinde açık seçik bir bilgi ulaşmadığı için ancak bu kadar söyleyebiliyoruz.
meleklerin kâfirlerin boyunlarının üzerine vurması bizzat onları öldürdü mü? yoksa onları etkisiz hale getirdi de mü’minler mi öldürme işini tamamladı bunu bilmiyoruz.
her parmaklarına vurunuz ifadesini de böyle anlıyoruz. bir insanın boynunun üzerine vurulduğu zaman aslında o insan etkisiz hale gelir. bir nevi baygınlık haline gelir. parmakların üzerine vurulduğu zaman da, savaş esnasında en çok kullanılan parmaklar artık işe yaramaz hale gelir ki işte böylece melekler kâfirlerin tümüyle etkisiz hale getiriyorlardı. tabii bu arada mü’minler mutlaka savaşa devam ettiler. ama onlara düşen sadece armut toplamak türünde bir görevdi. boyunlarına ve ellerine meleklerin vurdukları darbelerle etkisiz hale getirilmiş kâfirleri kesmek türünde bir görev yapmışlardır.
tabii rabbimiz zâhirde bunu böyle göstermedi. niye? çünkü mü’minler bu savaşta büyük bir kahramanlık gösterisinde bulunsunlar, gerçekten bir şeyler yaptıklarını görsünler de cesaretleri artsın diye. işte burada rabbimiz bize bu işin perde arkasını anlatıyor. ama görünürde kâfirler mü’minlerin üzerine, mü’minler de kâfirlerin üzerine yürüyor ve savaş meydanında kıyasıya bir mücâdele sürüyordu. ama allah katında bu savaşın neticesi belliydi. rabbimiz bu savaşın sonunda hakkı galip getirecek, islâm’a ve müslümanlara izzet ve şeref kazandıracaktı. orada bir avuç müslümanı helâk etmeyecekti. onların nesillerinden kıyâmete kadar mü’minler gelecekti. kâfirlerin de tamamı helâk edilmeyecekti. içlerinden belli bir kısmı helâk edilecek geriye kalanlardan ileride müslüman olanlar çıkacaktı.
evet netice belliydi. neticesi belli olan bir savaş yapılıyordu. ve bu savaşta iki taraf vardı. birisi allah, diğeri de allah düşmanı kâ-firler. mü’minler de allah safında yer almışlardı. allah müminlerle birlikte ordularını getirmişti. niçin? kâfirler kıyâmete kadar allah’la savaşılamayacağını bilsinler diye. işte görüyoruz ki bu savaşı bizzat allah kendisi hazırladı. iki tarafı da savaş meydanına kendisi getirdi. peki ne içindi bu?
enfal 13,14:
“bu, onların allah'a ve peygamberlerine karşı koymalarındandır. kim allah'a ve peygamberine karşı koyarsa, bilsin ki, allah'ın cezası şiddetlidir. işte bunu tadın, inkâr edenlere cehennem azabı da vardır.”
"ey meleklerim, onların boyunlarının üzerine vurun. ve onların her parmağına vurun. acaba melekler bu savaş içinde nasıl bir rol aldılar? rabbimizin bu emirlerini nasıl gerçekleştirdiler? bu konuda açık rivâyetler olmadığı için bunu net olarak bilemiyoruz. şu kadarını söyleyebiliyoruz ki; onlar islâm ordusunun kâfirlere yaptığı darbelerin tam isâbet edip yerlerine gelmeleri anlamında bir yardımları mutlaka olmuştur. ayrıca karşıdaki kâfirlerin sindirilmeleri, etkisiz hale getirilmeleri için bu melekler allah’ın yardımıyla yapmaları gerekenleri yapmıştır. bu konuda kitabımızın başka bir yerinde ve rasulullah efendimizin sünnetinde açık seçik bir bilgi ulaşmadığı için ancak bu kadar söyleyebiliyoruz.
meleklerin kâfirlerin boyunlarının üzerine vurması bizzat onları öldürdü mü? yoksa onları etkisiz hale getirdi de mü’minler mi öldürme işini tamamladı bunu bilmiyoruz.
her parmaklarına vurunuz ifadesini de böyle anlıyoruz. bir insanın boynunun üzerine vurulduğu zaman aslında o insan etkisiz hale gelir. bir nevi baygınlık haline gelir. parmakların üzerine vurulduğu zaman da, savaş esnasında en çok kullanılan parmaklar artık işe yaramaz hale gelir ki işte böylece melekler kâfirlerin tümüyle etkisiz hale getiriyorlardı. tabii bu arada mü’minler mutlaka savaşa devam ettiler. ama onlara düşen sadece armut toplamak türünde bir görevdi. boyunlarına ve ellerine meleklerin vurdukları darbelerle etkisiz hale getirilmiş kâfirleri kesmek türünde bir görev yapmışlardır.
tabii rabbimiz zâhirde bunu böyle göstermedi. niye? çünkü mü’minler bu savaşta büyük bir kahramanlık gösterisinde bulunsunlar, gerçekten bir şeyler yaptıklarını görsünler de cesaretleri artsın diye. işte burada rabbimiz bize bu işin perde arkasını anlatıyor. ama görünürde kâfirler mü’minlerin üzerine, mü’minler de kâfirlerin üzerine yürüyor ve savaş meydanında kıyasıya bir mücâdele sürüyordu. ama allah katında bu savaşın neticesi belliydi. rabbimiz bu savaşın sonunda hakkı galip getirecek, islâm’a ve müslümanlara izzet ve şeref kazandıracaktı. orada bir avuç müslümanı helâk etmeyecekti. onların nesillerinden kıyâmete kadar mü’minler gelecekti. kâfirlerin de tamamı helâk edilmeyecekti. içlerinden belli bir kısmı helâk edilecek geriye kalanlardan ileride müslüman olanlar çıkacaktı.
evet netice belliydi. neticesi belli olan bir savaş yapılıyordu. ve bu savaşta iki taraf vardı. birisi allah, diğeri de allah düşmanı kâ-firler. mü’minler de allah safında yer almışlardı. allah müminlerle birlikte ordularını getirmişti. niçin? kâfirler kıyâmete kadar allah’la savaşılamayacağını bilsinler diye. işte görüyoruz ki bu savaşı bizzat allah kendisi hazırladı. iki tarafı da savaş meydanına kendisi getirdi. peki ne içindi bu?
enfal 13,14:
“bu, onların allah'a ve peygamberlerine karşı koymalarındandır. kim allah'a ve peygamberine karşı koyarsa, bilsin ki, allah'ın cezası şiddetlidir. işte bunu tadın, inkâr edenlere cehennem azabı da vardır.”
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder