Dr. Joseph Nicolosi’nin “Eşcinseller için onarım terapisi”
joseph nicolosi a parent's guide to preventing homosexuality
eşcinsellik bir davranış bozukluğudur ve tedavi edilmesi gereken bir sapkınlıktır.
“eşcinsel eğilimlere yönelmesinde katı ve sert tutum sergileyen babasının davranışlarının rolünün çok büyük olduğunu, bu nedenle önce erkeklere karşı düşmanlık beslediğini ve daha sonra annesini kendisine rol model aldığını ifade etmektedir.
Özetle, birilerini suçlayarak kendi eşcinsel eğilimlerini ve yaptıklarını meşrulaştırmaya çalışanlar, “biz böyle yaratılmışız” diyerek sorunlarını görmezlikten gelenler, “ben değişemem böyleyim” diyerek işin kolayına kaçanlar, bunun hormonlardan ve genlerden kaynaklandığı safsatasını yayanlar ve buna saf saf inananlar, bunun tedavisi mümkün olan psikolojik bir hastalık olduğunu inatla kabul etmeyenler şeytanın tesiri altında olanlardır. Önce bu tesirden kurtularak işe başlamaları ve Allah’a gönülden bağlanıp yukarıdaki tavsiyeleri bir an önce kendi hayatlarında uygulamaları bu sorunlarının çözümüne önemli ölçüde katkı sağlayabilecektir.”
"Eşcinsellik psikolojik ve biyolojik etkenlerle ortaya çıkan, kusurlardan doğan bir tercih durumudur; transeksüellik ise sadece psikolojik bir sorundur
Bir insanın güvenli üreme sistemi iki adet cinsiyeti ve o iki farklı cinsiyetin birbirleriyle ilişkiye girmesini desteklemektedir. Doğal olarak, insanın bedensel yapısı sağlıksal olarak eşcinselliğe uygun değildir.
canlıların cinsel ilişkiye girmelerinin bir diğer nedeni üreme içgüdüsüdür. Bu durumda eşcinselliği doğal olarak varsaymak imkânsızdır. Kısaca, "eşcinsellik etik midir değil midir"sorusundan önceki konu eşcinselliğin mantıklı olup olmadığıdır. Cinselliği bir üretim aşaması ve yeni nesilleri de ürün olarak değerlendirirsek, eşcinsellik; asla ürün vermeyen boş bir aşama olarak görülebilir. Bu durum "doğal" görüşle bakıldığında sadece bir israftır ve mantığı yoktur.
Birçok kesim, eşcinselliği, hayvanlar âleminde de eşcinsel davranış sergileyen canlıların varlığı ile doğal göstermeye çalışmaktadır. Evet, gerçekten de hayvanlar arasında eşcinsel eğilim gösteren türler mevcuttur; ancak bu asla eşcinselliğin doğal olduğu yorumunu getiremez. Unutulmaması gereken şudur ki, insan hayvandan üstündür ve hayvanın yaptığı davranışlar, insanın da yapması gereken davranışlar olarak tanımlanamaz. Hayvanlar âlemi, kanlı ve hiyerarşik bir düzenden oluşmaktadır. Örneğin aynı türden iki erkek, dişiyi kapmak için ölümüne kavga eder ve kavgayı kazanan dişiyi elde eder. Bu durumdan genelleme yaparsak, insanların da birbirini eş seçimi için öldürmesini doğal karşılayabilir miydik? Elbette eşcinselliği cinayet ile aynı kefeye koymuyorum ancak benzetme yaparsak nasıl ki birbirini öldüren hayvanların yaptıkları, bir insanın adam öldürmesini doğal kılmıyorsa, aynı şekilde bazı hayvanların eşcinsel eğilim göstermeleri de eşcinsel insanların doğal ve normal oldukları anlamını taşımaz
Toplumlarda, "doğal" olarak, "doğal" olanın dışında kalan ya da "doğallık" sınırlarını aşan her şey, "doğal" insanın şaşkınlığı ve/veya "doğal" tepkisi ile karşılaşır. Bu yabancı ve farklıya karşı duyulan tepki mekanizmasıdır ve insanoğlunun genlerinde mevcuttur. İki gay erkeğin öpüşmesini ve daha ilerisini gören, heteroseksüel bir erkeğin rahatsız olmaması imkânsızdır. Elbette, rol yaparak kişi rahatsız olmuyor gibi kendisini gösterebilir; ancak bu sadece kendi hormonlarına yalan söylemek olacaktır.
Eşcinsel savunucularının bir diğer iddiası ise insanın zevk aldığı şeylerden ayrılmaması gerektiğidir. Yani, düşünceye göre, bir erkek, homoseksüel ilişkiden zevk aldığına göre bu duruma devam etmeli ve toplumun geneli de o kişiyi yadırgamamalı ve desteklemelidir. Fakat unutulmaması gereken şudur ki, örneğin tecavüz eden kişi de zevk almak için bu hareketi gerçekleştirmektedir. O halde, tecavüzcüleri de desteklememiz mi gerekir? Ya da madem durum tercih ve zevk meselesi olduğu için serbest bırakılmalıdır, o halde pedofili ve çocuk pornosu da serbest bırakılabilir; sonuçta bunlar da tercih ve zevk değil midir? Hatta toplumun geneline bakarsak ahlaki ve etik kuralları yıktığımızda çoğu erkeğin itiraf edemeseler de 14-15 yaşındaki kızlarla ilişkiye girme fikrine şehvetle baktığı görülebilir. Kısaca zevk almak her zaman doğruyu yapmak anlamına gelmez.
İki kişi arasındaki duygusal ilişkiye üçüncü kişilerin karışması asla etik değildir, bu nedenle pratikte kimse, eşcinsel bireylerin hayatına müdahale etmemelidir. Ancak, aynı zamanda devletlerin iki kişi arasında olan bir olaya - eğer herhangi bir insan zarar görüyorsa - karışması da çeşitli teorilerle desteklenebilir. Ters ilişki nedeni ile eşcinsel erkek ortada sorun görmese bile devletin bu duruma sağlıksal gerekçelerle el koyması mevcut yasalar ile mümkündür. Unutulmaması gerekir ki, anal ilişki başta AIDS olmak üzere bir çok hastalığa büyük risklerle neden olmaktadır.
Eşcinsel birey, zaten eşcinsel hayatı seçerek üreme seçeneğini ikinci plana atmıştır, bu nedenle bu bireylerin çocuk sahibi olmaları engellendiğinde, pratik olarak özgürlüklerinde herhangi bir kısıtlama oluşmaması gerekir. Bir eşcinselin bu duruma itiraz etmeye hakkı da bulunamaz. Çünkü eğer ki eşcinsel ilişki ona göre tamamen normal ve doğal bir olaydır, o halde eşcinsel çift kimseye muhtaç olmadan kendi çocuklarını da kendileri doğurmalıdır. Evlat edinmeye çalışmak eşcinsel ilişkinin çelişkisi olacaktır. Eşcinsel çiftlerin çocuk sahibi olması engellenmelidir. Doğal düzende bir insan çocuğu hem anne hem babaya ihtiyaç duyarken, daha en başından onu bunların birinden mahrum etmek ve gereksiz yere çocuğun kişisel gelişimde sorunlara yol açabilecek bu tür aile yapıları kabul edilemez.
eşcinsel veya transeksüellerin evlat edinmesi, çocuğun yaşayabileceği psikolojik veya bedensel karmaşa düşünülerek kabul edilemez.
Eşcinseller aşk hayatlarında serbest bırakılırken, aynı zamanda diğer vatandaşların psikolojik durumu da göz ardı edilemez. Örneğin, önünde abartı ilişki yaşayan bir eşcinsel çifti gördüğünde, şiddetsiz tepki göstermek ve bu durumu kaldıramamak doğal bir davranıştır. "alıntı
"Dr. Spitzer, 1970'lerde bir akıl hastalığı olarak kabul edilen eşcinsellik eğilimini irdelemiş ve 1970'lerin sonlarında hastalık listesinden çıkarmişti.
Ama daha sonra👉🏻Dr. Spitzer, 2001 yılında eşcinselleri, heteroseksüele dönüştürecek bir "düzeltici tedavi"yi destekler görünen bir çalışma yayımladı"
(Eşcinselliğin tedavisini bulunamadığı için hastalık listesinden çıkarılmış!! günümüzde tedavisi bulunumayan hastalıklarda hastalık olmuyor mu!?)
(Brezilya'dan beklenmeyen yasa: Eşcinsellik hastalık olarak kabul edildi! - Dünya Haberleri
20eylul2017)