16 Eylül 2017 Cumartesi


“Kadınla istişare etmeyin!" ifadesi değil sahih hadislere, bizzat Kur'ân'a aykırıdır.

"Resûlullah (asm), Hz. Hatice'ye muhalefet etmezdi.” 
"Kendilerini ilgilendiren hususlarda kadınlarla istişare edin.” (Üsdü'l-Gâbe, 4/15) "Kızları hususunda kadınlarla istişare edin.” (EbuDavud, Nikah 24) "Bakire kızla, (evlendirmezden önce) babası müşavere etmelidir.” (Ebu Davud, Nikah 24, 25) "Dul kadın kendisiyle istişare edilmeden evlendirilmemeli, bakire kız da izni alınmadan nikâhlanmamalı.” (Buhârî, İkrah 3; Müslim, Nikah 64)


Bir rivayette "Hz. Peygamber (asm) kadınlarla bile istişare eder, onların beyan ettikleri görüşleriyle amel ederdi." denmektedir. (İbnu Kuteybe, 'Uyûnu'l-Ahbâr 1/27)

Sahabe-i Kiram efendilerimiz de kadınlarla istişare etmişler ve onların görüşlerine uygun hareket etmişlerdir.

- İlk vahiy geldiği zaman Resûlullah (asm), gördüklerinden korkmuş ve korkusunu Hz. Hatice'ye açmıştır. Onun Resûlullah'ı teskin ve tesellisi meşhurdur. (bk. Buhârî, Bed'ül-Vahy 1)

“Şurası da bir gerçek ki kadınlar, fıtrî durumları icabı, çoğunlukla, erkeklere nazaran daha hissî, daha acelecidirler. Netice olarak, görüşlerinde objektivite ve hasbilik ihtimali daha zayıftır. Bu sebeple, onlarla istişare mevzuunda daha bir ihtiyatlı hareket etmek gerekir. Nitekim beşerin tarihî tecrübesi, kadınların nüfuz ve hâkimiyet kurduğu sarayların, çeşitli entrikalarla kaynayarak, “devletleri ve saltanatları fesada götürdüğünü” tespit etmiştir.”
“Öyleyse, kadınlarla istişareyi yasaklayan ve bazı kitaplara da girme fırsatı bulan, sahih bir asıldan mahrum bir rivayet, bu beşerî tecrübenin, hadis formuna dökülmüş, öfkeli ve mübalağalı bir ifadesi olabilir, mutlak bir hakîkat değil. Hadis olduğuna hükmedenler de mefhumunu kayıtlayarak almaya mecburdurlar, ıtlâkı üzere değil. (bk. İbrahim Canan, Aile İçi Eğitim, s. 227-238)

Buna göre, kadınla istişareyi kesinlikle yasaklayan muhkem bir nass mevcut değildir. Üstelik onlarla meşveret etmeye delalet eden rivayetler çoktur. Kur'ânî örneklerden başka, bizzat Hz. Peygamber'in (asm) ve bir kısım meşhur sahâbîlerin hayatlarında, kadınla istişarenin fiilî örnekleri vardır. Öyleyse, kadınlarla meşveret etmeyi yasaklayan zayıf hadislerin sahih bir asla delalet edebilme ihtimaline karşı da "Yasağı genel değil, sınırlı bazı konularda şeklinde anlamak gerekmektedir." deriz.
Zira meşveret edilecek kişinin "liyakat"ı üzerinde ısrarla, ittifakla durulmuştur. Şu halde, istişare etme ihtiyacı duyulan mesele kadının ihtisas, bilgi ve tecrübesiyle alâkalı değilse elbette ona müracaat fayda değil, zarar getirebilir. Nitekim Münâvi, "Kadınlara itaat pişmanlıktır." rivayetini -zayıf olduğuna dikkat çekmekle beraber- "erkeklere ait işlerde" diye kayıtlar. (Münâvî, Feyzu'l-Kadîr 4/262)
Liyakat açısından erkek, kadından farklı değildir. Bilgi, görgü, ihtisas, tecrübe ve alâka gibi müracaatı meşru ve gerekli kılan bir vasfı taşımadıkça, sırf "erkek olduğu için" erkeğe müracaat hiçbir âlim tarafından tavsiye edilmemiştir. Yukarıda kaydedilen misallerde, Hz. Şuayb'ın kızının, o meselede bilgi ve dirayet sahibi olduğunu gösteren rivayetleri müfessirler kaydederler. (İbnu Kesir, 5/273)
Özetle, liyakatli olan herkes, kadın veya erkek, istişareye layıktır. Liyakatli olmayan da değildir; ölçü, cinsiyet değil liyakattir.



https://sorularlaislamiyet.com/kadinlarla-istisare-edin-fakat-onlarin-sozune-uymayin-anlaminda-sahih-bir-hadis-var-mi