29 Eylül 2018 Cumartesi


Kuran'da birçok ayette yeryüzü hakkında tasvirler vardır, ayrıca yeryüzünde kesin olarak iman edenler için deliler olduğu bildirilmiştir(Zariyat, 20). Yeryüzünün uzatıldığına dair ayetler vardır(İnşikak, 3) ki bunlar "kıyamet zamanında bozulan dünya"yı tasvir eder. Mevcut olanı tasvir etmez. Öte yandan yeryüzünün düzleştirilmiş olduğu da ifade edilir(Ğaşiye, 20). Düz olmak yuvarlak cisimlerin de özelliği olabileceği için bu ayetlerden tam olarak dünyanın şekli hakkında bir kanaate varılamaz. Çünkü dünya bir masa gibi düz de olabilirdi, kürenin çevresinin düzleşmesinden de bahsediliyor olabilirdi. O bakımdan daha detaylı düşünmek gerekir.

Ğaşiye suresi 20. ayette "satıh" kelimesi kullanılmıştır, yani yerin düzleştirilmiş olduğuna dikkat çekilir. "Satıh" kelimesi "bir şeyin dış yüzü, evin damı, genişlik, düz" gibi manalara gelir. Yani dünyanın yeryüzünün genişletildiği ve yayıldığı ifade edilir. Dünyanın yüzeyi ile şekli arasında bağlantı kurulamaz. Kuran'ın başka ayetlerinde de "gecenin gündüze sarıldığı" ifadeleri vardır(Zümer, 5). Bu ayette ise "yükevviru" fiili kullanılmıştır ve "küre" kökünden gelir. Yani gece gündüze "yuvarlatılmış"tır. Bu da dünyanın şekline işaret etmektedir. Naziyat suresinde yeryüzünün yayıldığı söylenmektedir(Naziyat, 30). Bu ayette "dehaha" kelimesi "udhiy, dahv" köklerinden gelir ve "deve kuşu yumurtası" manasıyla ortak kullanılır. Yani yuvarlatma ile döşeme anlamına gelir ve bu da dünyanın şekline atfen söylenmiş olabilir.

Kuran ayetlerinde dağların da bulutlar gibi hareket ettiği geçmektedir(Neml, 88). Bu düz dünya profiline uymamaktadır, çünkü bu şekilde dağların gideceği bir yer yoktur. Mecburen dağların döndüğünü ve en azından dünyanın tepsiyse bile yuvarlak bir tepsi olduğunu düşünmemiz gerekecektir, ancak küre şekli de buna birebir uymaktadır. Yani bu ayet dünyanın şekli varsayımlarını daraltmakta ve "küre" şeklini içine alan ihtimalleri azaltmaktadır.

Kuran'da aynı zamanda kıyametin ansızın kopacağı belirtilmekte(Zuhruf, 66) ve "bağtatan(beklenmedik)" kelimesi kullanılmaktadır. Ek olarak kıyametin gelmesinin hem gecede hem de gündüzde olacağından bahsetmektedir(Araf, 97-98). Birden olacak bir hadisenin iki farklı zamandaki insanları aynı anda yakalaması ancak bir "küresel dünya" modelinde mümkündür. Bu da dünyanın şemali hakkında
Kuran'daki bilgiyi gösterir.
SORU:

Nisa 34'te "Erkekler kadınlardan üstündür" ayetinde kasdedilen üstünlük nedir? Erkeğin daha değerli olduğu anlamını çıkaran din düşmanlarına nasıl cevap verilebilir?

Erkekler kadınlar üzerinde yöneticidirler. Çünkü Allah, kimini kiminden üstün kılmıştır."(Nisa, 4/34). “Erkeklerin hanımları üzerindeki hakları bir derece daha fazladır”(Bakara, 228)

Cevap: 

Daha önce sayfamızda ifade ettiğimiz gibi İslam, ev içerisindeki sorumlulukların büyük bir kısmını erkeğin sırtına yüklemiş, kadına ise geniş bir ekonomik özgürlük alanı bırakmıştır. Erkeğin vermesi zorunlu olan mehir sadece kadının kendi özel mülkiyetidir, iş kurmak çalışmak isterse kazanacağı para sadece kendisine aittir, aldığı mirasta sadece kendisine aittir. Ama erkek kazandığı her paradan evine cocuklarına ve eşine harcamak zorundadır. Eğer kadına böyle bir özgürlük verilmemiş olsaydı erkek kadını rahat bir biçimde ezebilecek, erkeğe verilenler sadece bu sorumluluklardan ibaret olsa bu sefer erkeğin ezilme durumu söz konusu olacaktı. İslam bu noktada dengeyi sağlamak için “evin direği, evin reisi” ünvanlarını erkeğe vermiştir. (Ayetlerin devamında da hayırlı kadınların eşine itaatkar olan kadınlar olduğu söylenmiştir. Buradaki itaat da elbette kadının kocası üzerindeki hakları ve dinin sınırları çevresinde yerine getirilmesi tavsiye edilen itaattir. Böylece kadının mal mülk konusunda kendisine verilen özgürlükle haddi aşma gibi noktalara ulaşmasını engellemiş erkeğe kadına iyi davranma, kadına da erkeğe iyi davranma görevi verilmiştir.) Zaten sorumluluk ve reisliğin aklen bir arada bulunması gerekir. Örneğin, kurulan bir toplulukta en fazla sorumluluk alan oranın doğal bir reisidir. Bu reisliğin kesinlikle vurdum, kırdım, astım, kestim, bu evde benim sözüm geçer anlamında olmadığının da delillerini burada sıralamaya gerek yoktur ayet ve hadisler gereken delilleri fazlasıyla vermiştir. Ayetlerde belirtilen üstünlükten ve fazla haktan kasıt budur. Bunun delili ayeti kerimede de vardır. “Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından harcamakta ve ailenin geçimini sağlamaktadırlar” (Nisa, 34) Üstünlük lafzı ayette de geçmiştir ve bahsettiğimiz, erkeğe fazla sorumluluk ve kadına ekonomik özgürlük verilip bu durumun adaletinin sağlanması hikmeti, erkeğin evine harcama yapması gibi sorumlulukları hatırlatılarak, ifade edilmiştir. İddia da belirtildiği gibi bu “üstünlük” lafzının değer, şan, şeref anlamında olmadığı ve kadınlara ikinci sınıf insan muamelesi yapılmadığı “Bütün insanlar bir tarağın dişleri gibi eşittir. Hiçbir insanın başka insana takva (Allah’tan korkma) dışında bir üstünlüğü yoktur”(Keşfül Hafa) hadisi şerifiyle ve şu ayette açık ve nettir; “Ey insanlar! Allah katında en üstün ve en değerliniz takvaca en ileri olanınızdır(Hucurat, 13)”. Görüldüğü gibi ayet ve hadiste kadın erkek ayrımı yapılmadan insanlar arası üstünlüğün takvada olduğu söylenmiştir. Takvaca yüksek bir kadın Allah katında bir çok erkekten üstün konuma gelebilir. Zaten dinde kadın değersiz, aşağı tutulsaydı “erkeğin amellerine 2 sevap kadınların amellerine bir sevap verilir” gibi bir hüküm de olurdu. Ancak böyle bir ayrım söz konusu değildir.