20 Ocak 2019 Pazar

Seksenlik bir kadının ortadan ikiye ayrılıp kafası kesilerek dolaştırılması doğru mu?

Soru Detayı
Bu nasıl bir hadis, bu doğru mu, doğruysa böyle bir şeyin olması nasıl açıklanabilir?
Ümmü Kırfe adlı müşrik kafir kadının bir bacağını bir deveye, diğer bacağını diğer deveye bağlayıp develeri koşturmuş ve 80 yaşındaki melun kafir müşrik kadını ortadan ikiye ayırmakla ona gereken cevabı vermiştir. Çok şükür ibret olsun diye de kadının kafasını kesip günlerce şehirde ibret olsun diye gezdirtmiştir. (Vâkıdî, II, 564)
Cevap
Değerli kardeşimiz,
Öncelikle şunu unutmamalıyız ki, İslam dininde kesin olarak bilinen prensibe göre, savaşlarda ibadetle meşgul olanların, yaşlıların, savaşmayan sivillerin, özellikle çocukların ve  kadınların öldürülmesi yasaktır, günahtır. (bk. Buhari, 2792; Müslim, 1731,3280; İbn Hanbel, 17158; Ebu Davud, 2613, 2669; Beyhaki, es-Sünenu’l-kübra, 17934; Tahavi, Şerhu maani’l-âsar, 3/221)
Buna göre, Hz. Peygamber’in çocukların, kadınların ve yaşlıların öldürülmesini asla tasvip etmediğini bilen Zeyd b. Harise’nin böyle bir emir vermesi mümkün görünmemektedir. Ṣaḥîḥ-i Müslim’deki rivayette (Cihâd, 14) Ümmü Kırfe’nin esir alındığı belirtilmekle beraber katledildiğine dair bir bilgi mevcut değildir.
Şimdi, soruda geçen rivayetin tahlilini bir kaç madde halinde yapacağız:
a) Sorudaki kaynak Vakıdi’ye aittir. (bk. el-Megazi, 2/564-565) Bu zat, Buhari, Müslim, Nesai, İbn Hanbel, Hakim, Zehebi ve diğer hadis otoriteleri tarafından yalancılıkla itham edilmiş, oldukça zayıf  ve metruku’l-hadis olarak kabul edilmiştir. (bk. el-Mizzi/Tehzibu’l-Kemal, Muhakkik Beşşar Avvad Maruf’un taliki, 26/193-195; Nevevi/el-Mecmu, 1/114)
b) Bu rivayet ayrıca sahih değildir. Farklı rivayet şekillerinde birbiriyle çelişen bilgilere yer verilmiştir.
Mesela: Vakidi’de bu olayın, Hz. Peygamber (asm)’in hayatında cereyan ettiği bildirilmiştir. Buna mukabil, Beyhaki, Darekutni, İbn Hişam sireti, el-Bidaye ve’n-Nihaye’de bu olay Hz. Ebubekir’in hilafetinde vuku bulmuştur. Kendisi dinden döndüğü için öldürüldüğü bilgisine yer verilmiştir.
c) Bu rivayetlerin hepsinin senetlerinde zaaf vardır, inkıta vardır. Bazıları senetsizdir. (bk. İbn Receb, Camiu’l-Ulumi ve’l-hikem, 1/387)
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

6 Ocak 2019 Pazar

İslam orduları, “kadınları, çocukların, yaşlıların, savaşmayan sivil vatandaşların, -hangi dinden olursa olsun- sadece ibadetle meşgul olan dindarların” dokunulmazlığını bilmişler ve bu emri her zaman yerine getirmişlerdir.

Son olarak şunu da söyleyelim ki, kim olursa olsun, eğer İslam’ın izin vermediği bir şekilde savaşmışsa o kimse günah işlemiş demektir. Hem Allah hakkına hem de kul hakkına zulmetmiş olur.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

1 Ocak 2019 Salı

Hadis çocuk namaz

Prof. Dr. Ali Akyüz’ün makalesinde şu ifadeler yer almaktadır:

“[…] Hadisteki ikinci fıkranın belirleyici fiili “D-R-B” fiili mazi-sülasisinden üretilmiş olan “FE-DRİBÜ” emir kipiyle zikredilen fiildir. Arap dilinde yaygın biçimde kullanılan ve “dövmek” manasına gelen bu kelime, daha başka pek çok anlamı olan fiillerin başında gelmektedir.

Her fiilde olduğu gibi bu fiilin de cümle içinde kullanıldığı edata göre farklı anlamlar yüklendiği gözden ırak edilmemesi gereken hayati öneme sahip bir mevzudur. […] Yaptığımız araştırmaya göre hadisin ikinci fıkrasında yer alan “FE-DRİBÜ” fiili istisnasız bütün kaynaklarda “ALA” harfi ceri yani “ALA” edatı ile kullanılmaktadır. Bu kullanım oldukça önemli ve sonuç bakımından da fevkalade etkilidir. Söz konusu kelimenin başka harfi cer ve edatlarla anlamı çok değişmektedir. Mesela, “D-R-B”-“AN”, “D-R-B”-“MİN”, “D-R-B”-“Lİ”, “D-R-B”-“Fİ”, “D-R-B”-“MESELEN” v.s. kullanımların hiçbirisinde dövmek anlamı söz konusu değildir.

“Dövmek” anlamı yüklenmek istendiğinde daha çok yalın biçimde veya “ba” edatıyla kullanılan bu kelime, “ALA” edatıyla dövmek manasında değil, “sıkıştırmak”, “zorlamak”, “yaptırmak”, “kuşatmak”, “empoze etmek”, “mecbur etmek”, “sorumlu ve yükümlü tutmak” v.s. anlamlarına gelmektedir. Klasik ve çağdaş hiçbir sözlük müellifi bu kelimeye böyle bir anlam, yani “dövmek” anlamı vermemektedir.” (33)

Özetlemek gerekirse, Ali Akyüz Hoca, bu hadisin son kısmında geçen “… 10 yaşına gelince, kılmıyorsa dövün” tercümesinin doğru olmadığını ifade ediyor. Bu hadisin doğru tercümesinin “Çocuğunuz 7 yaşına gelince namazı öğretin, 10 yaşına gelince sorumlu tutun/yükümlü tutun” olduğunu bilimsel bir makale ile yayına sunuyor. Ve yazdığı makalenin Arap ülkeleri de dâhil olmak üzere dünyada birçok bölgede bilimsel bir çalışma olarak yayınlandığını ve herhangi bir itiraz gelmediğini belirtmiştir (34).


Hz. PEYGAMBER (s.a.v.)’in kendi çocuklarını bizzat cezalandırdığına dair hiçbir örnek yok, Hz. PEYGAMBER (s.a.v.)’in sözü ile fiili arasında çelişki olmaz 
Dövmek Hz. PEYGAMBER (s.a.v.)’in genel sünnetine aykırıdır
 “bırakınız çocukları, mükellef çağına girdiği ve bazı dinî emirleri yerine getirmediği ya da getiremediği halde hiç kimseyi azarlamadığını ve tehdit etmediğini ...” 


Dihlevî ve Beyhakî’nin dayakla ilgili hadislerin mensuh olduğunu onlarla hükmedilemeyeceğini, zira onların Hz. Ali (ra)'dan rivayet edilen sahih şu hadisle "Kalem/sorumluluk, üç kimseden kaldırılmıştır. Küçük buluğa erinceye kadar, uyuyan uyanıncaya kadar... Hasta / mecnun, kendisine gelinceye kadar..." (46) neshedildiğini belirtmesi dikkate alınması gereken önemli bir husustur (47). 

Yine bu konuya ışık tutacak bir örnek olay da Hz. Ömer'in ikazı ve tavrıdır ki son derece önemlidir. Uyuyan çocuğunu namaz kılması için uyandırmaya çalışan bir kadına tesadüf eden Hz. Ömer: "Bırak onu! Akil baliğ oluncaya kadar o sorumlu değildir" (48) ve “Küçüğün iyilikleri yazılır, seyyiatı yazılmaz” (49) diyerek kadını bundan vazgeçirmeye çalışması Hz. Ömer gibi tavizsiz bir şahsiyetin bu konuda Resûlullah'a muhalif düştüğü söylenemeyeceğine göre onun, Beyhakî'nin de işaret ettiği gibi söz konusu hadislerin neshedilmiş olduğu kanaatinde olduğunu gösterebilir (50).