Doktorun hastaya şiddetle şu ilacı iç diye ısrar etmesi,kendi htiyacı olduğu için değil,hastanın hastalığının ciddiyetinden muhtaçlığından dolayıdır
//////
O zamanda, o zemindeki kafirlerin çok şiddetli inadları, tarihen malûm ve meşhur olduğu halde; Kur'an-ı Hakîm'in ""ay ikiye bölündü" demesiyle şu hadiseyi bütün âleme haber verdiği halde Kur'anı inkâr eden o kafirlerden hiçbir kimse, şu âyeti yalanlamamış, yani haber verdiği şu hadisenin inkârına ağız açmamışlar. Eğer o zamanda o hâdise, o kafirlerce kati ve vuku bulan bir hâdise olmasa idi; şu ayeti bahane ederek, çok dehşetli bir şekilde peygamberi yalanlayacaklar ve Peygamber'in (A.S.M.) davasının iptaline hücum göstereceklerdi. Halbuki kafirlerin şu hadiseyi inkar ettiklerine dair hiç bir şey nakledilmemiş. Yalnız "bu çok açık bir sihirdir" âyetinin beyan ettiği gibi, tarihçe nakledilen şudur: O hâdiseyi gören kafirler, "sihirdir" demişler ve "Bize sihir gösterdi. Eğer diğer taraflardaki kervan ve kafileler görmüşlerse hakikattır. Yoksa bize sihir etmiş." demişler. Sonra sabahleyin Yemen ve başka taraflardan gelen kafileler haber verdiler ki: "Böyle bir hâdiseyi gördük." Sonra kafirler, Fahr-i Âlem (A.S.M.) hakkında (hâşâ) "Yetim-i Ebu Talib'in sihri semaya da tesir etti" dediler
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder