9 Ekim 2015 Cuma

Derleme 2

“ALLAH'ım! Nimetinin yok olmasından, verdiğin afiyetin (nimet ve sağlığın) bozulmasından, ansı-zın cezalandırmandan ve öfkene sebep olan her şeyden sana sığınırım.” (Müslim, “Zikir”, 96)

////


ALLAH iyi evsahibi demek seviyor anlamına gelmez O RAHMAN ismiylede Onu inkar edenlere rızkını veriyor 


Dünya cennet ve cehennem yeri olarak bakamayız buranın formatı imtihan olarak ayarlandı ALLAH hem çömert hem zengin dir fakat dünyada ALLAHın isimlerinin %1tecellisini şahitiz asıl ahiret yurdunda isimlerinin %100ne muhatab olacagız herkes cezasınında mükafatınıda orda alâsını yaşayacak

////::

- Dünya, büyük bir tiyatro sahnesi gibidir. Herkes bu sahnede rolünü oynar, rolü bitince de bu sahneyi terk eder. (Shakespeare)

Biz senaryolardan rollerden değil söz ve hareketlerimizden yani tercihlerimizden mesullüz

Teşbihte hata olmasın, sen bir iktidarsız çocuğu omuzuna alsan, onu muhayyer bırakıp “Nereyi istersen seni oraya götüreceğim” desen; o çocuk yüksek bir dağı istedi, götürdün. Çocuk üşüdü yahut düştü. Elbette “Sen istedin” diyerek itab edip, üstünde bir tokat vuracaksın.yada ben kendim bu dağa çıktım dese kibirlense gene yalnış olur çünkü  sen çıkardın böbürlenemezde 

İşte, CENAB-I HAK, Ahkemü’l-Hâkimîn, nihayet zaafta olan abdin iradesini bir şart-ı âdi yapıp, irade-i külliyesi ona nazar eder.

İnsanlar hayır ve şerde tercihini yapar o yolda ilerler 


Bazı insanlar zengin,güzel ve sıhhatli doğarlar; bazıları da fakir, çirkin ve sakat. Bunlar, insan iradesinin karışmadığı “ızdırari kader”in konusudur.

Bu farkı bahane ederek zulümden söz edenler duyarız. Halbuki, zulüm bir hakkın çiğnenmesidir. Kulun ise, ALLAH'ta hiçbir hakkı yoktur. O, ne vermişse sırf lütfundan dolayıdır.

Bize düşen, verilmeyen nimetleri düşünüp isyana yeltenmek değil, verileni hatırlayıp şükretmektir. Eksiklikler, kulun denenmesi içindir. Dünyayı bir imtihan salonuna benzetirsek, hoşa gitmeyen durumlar birer imtihan sorusudur. Kul isyan mı edecek, yoksa verilen nimetlere şükürle, mahrum kaldığına sabır ile mi karşılık verecek?

Zengin bir tüccar düşünelim. Dükkanına gelen iki fakire, sırf merhametinden dolayı iyilik etmek istiyor. Birine gömlek ve pantolon giydirdi, diğerine ise, bunlara ilaveten ceket ile palto hediye etti. Sadece gömlek ve pantolon alan adam, “tüccar bana zulmetti, öbür adama fazla verdi,” diyebilir mi? Derse, bu sözü edepsizlik olmaz mı?

Biz insanlar da bu fakirlere benziyoruz. ALLAH, sonsuz merhameti sebebiyle, tükenmez hazinesinden nimetler veriyor. Vücudumuzu, aklımızı, hayalimizi, soluduğumuz havayı, içtiğimiz suyu, yediğimiz gıdayı yaratan o. Çalışmadık, kazanmadık, hak etmedik. 




Mal,mülk veya  zenginlik isteyenler aşağıdaki esmayı her gün (20) defa okurlarsa Allah-ü Teala o kimseleri fakirlikten kurtarır.Rızık kapısını açar.
” Bismillahirrahmanirrahim.Ya ilahel alihetir rafiy’ı celalüh.”
Borç sıkıntısındaan kurtaran dua:
“Ya mennanü zül ihsani kad amme küllel helaiki menneh”
Bu esmayı okumaya devam eden kimselerin rızkını Allah-ü  Teala genişletir.Ruhani ve cismani olarak rahatlatır.Eğer borçlu ise bu esmayı okumaya devam ederse,Allah’ın izni ile borcunu öder.
Ayrıca aşağıdaki dua da  borcun ödenmesinde yardımcı olan çok kuvvetli bir duadır.
“Allahümmekfini bi halalike an haramike ve eğninibi fadlike ammen sivake.”




Bir peygamber duâsı ; ALLAH’ım merhametsizleri bize musallat etme. . . | Tirmizi, Daâvât, 79



ALLAH Teâlâ, kendi dostlarına düşmanlık edenlere harp ilan edeceğini bildirmektedir. Bundan dolayı, mücahedeyi hayat tarzı olarak benimsemiş insanlara, bu hallerinden dolayı düşmanlık etmek, ALLAH Teâlâ’nın düşmanlığını karşısında bulmaktır. Böyle bir durumda kimin muvaffak olacağı bellidir.



- Bir akciğer taraması için, basitten derinliğe doğru, normal bir röntgen, tomoğrafi ve Emar çekilir. Sır, Hafi ve Ahfa da bunun gibi, en ince iman ve ihlasın, tevekkül ve teslimiyetin derecelerini ortaya çıkaran mekanizmalardır.

Kimi, Cennet kazanmak için, kimi cehennemden kurtulmak için amel eder.

Kimi Allah’ın azabından, kimi gazabından kurtulmak için amel eder.

Kimi sadece Allah’ın rızasını kazanmak için amel eder.

Kimi, bir batman sıkıntıya, kimi yüz batman, kimi de bin batman sıkıntıya tahammül eder. Kiminin ufak bir sıkıntıdan dolayı Allah’a olan muhabbeti kaybolur veya azalır.

Kimi de Hz. Eyyüb peygamber gibi sonsuza dek bu muhabbeti kalbinden eksiltmez. İmanın kalbteki, sırdaki, hafi ve ahfadaki kuvvetinin dercesine göre kişilikler meydana gelir.

Dinini bir dinara satanlar yanında, bütün dünyayı dinin bir tek meselesine feda edenler de vardır.

Hülasa: ALLAH’a olan iman, teslimiyet, tevekkül ve muhabbetin kuvveti, bu olguların sır, hafi ve ahfaya yerleşmesi derecesine göredir. Onun içindir ki, evliyalar için “ALLAH sırlarını takdis etsin” diye dua edilir.




öncelikle 
{*Bazı gayrimüslim fen adamları, dinlerinden uzaklaşınca, başarılı oluyor. Müslüman ismini taşıyan bazı cahiller de, İslamiyet'ten uzaklaşınca başarısız oluyorlar. Buradaki inceliği iyi anlamak gerekir.

*İslamiyet’in emrine uygun çalışan, kâfir de olsa kalkınır. Müslüman da, İslâmiyet'in emrine uymazsa elbette geri kalır. }"


Yazar düşüncelerini  hiç alakası olmayan ,hiçbirşeye dünya işlerine engel olmayan hadisi (hafızların şefaat hakkı)hedef alarak yazması çok gereksiz
bana hadis sinsice küçümsenmiş gibi geldi 
Herkes kendi kabiliyetince tercih etti alanda Kur an ve sünnet kuralları dairesinde başarıya ulaşabilir artı ALLAHın hoşnutluğuna

"İslamiyet’te ilerlemeye mani olan bir hüküm yok 
ALLAHın hoşnutluğunu PEYGAMBERİMiz SAV bildirmiş Onun bildirdiği yoldan başka da yol yok.

-İslâm, insanın yaratılışına en uygun dindir. Ölçülü olmayı tavsiye eder.
- İslâm’da dünya ve âhiret dengesi temel prensiplerden biridir.
~Dikkat edilmesi gereken 
Dünya işleri insana ALLAH’ı unutturmamalı, ibadetlerine engel olmamalıdır.

-dünya ile âhiret işlerini birlikte götürmeyi, dengeyi ve ölçüyü korumayı, kulluğun gereğinin bu olduğunu bildirmiştir. Tamamen dünyaya yönelmek hoş karşılanmadığı gibi, dünyadan büsbütün el etek çekip uzlet ve inzivaya yönelmek de yasaklanmıştır. İslâm hem dünya hem de âhiret hayatımızı düzenleyen esaslar vaz etmiştir.

"..bir saatinizi ibadete, bir saatinizi de dünya işlerinize ayırınız..."hadis

Tabii ki bu, yarı yarıya ibadet, iş bölüşümü anlamına alınmamalı, her ikisine kâfî zaman ayırma şeklinde anlaşılmalıdır.

Ha buarada ağaç dikmek hatim indirmek sakal bırakmak sünnettir sevaptır ALLAHın hoşnutluğu vardır birini öldürmek büyük günahtır ALLAHın cezası azabı vardır Namaz kılmak haca gitmek farzdır ALLAHın emridir


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder