8 Ekim 2015 Perşembe

1)“Dinde zorlama yoktur...”(Bakara, 2/256)
mealindeki ayetten iki şey anlıyoruz: Birincisi; dine girmelerini sağlama adına, insanlara hiçbir surette baskı yapılamaz. İkincisi; dine girmemelerini engelleme adına hiçbir surette baskı yapılamaz. Bu prensibi bize öğreten ALLAH, kendisi de aynı prensibe uygun hareket ediyor.

Buna göre ALLAH, peygamberlere iman edenleri engellemediği gibi, iman etmeyenleri, hatta onları öldürenleri de engellemiyor. Kitaplara iman edip sahip çıkanları engellemediği gibi, onları tahrif edenleri de engellemiyor. 

Eğer ALLAH, bütün katillerin, canilerin, hırsızların, dinsizlerin, tahrifçilerin ellerinden tutup onları yaptıklarından alıkoysa, bu takdirde dünyada kötülük namına bir şey kalmaz ve tabii ki, bu durumda imtihandan da söz edilemezdi

Dünya ceza ve mükafat yeri değildir

2)Daha önceki peygamberler, belli kavimlere ve belli bir süre için gönderilmişlerdir. Onların kitapları da sadece o kavimler ve belli bir süre için geçerlidir. Onun için ALLAH onları koruma altına almamıştır. Çünkü o peygamberin gönderildiği süre dolunca veya kitabı tahrife maruz kalınca ALLAH peşinden başka bir peygamber ve başka bir kitap göndermiştir. Ama bizim PEYGAMBERİMiz (asm), bütün zamanlar ve mekanlar için gönderilmiş son peygamberdir. Ondan sonra peygamber gelmeyeceği için , eğer ALLAH O’na (asm) verdiği Kur’an’ı korumasaydı, daha sonraki asırlarda gelen/gelecek insanların doğru yolu bulmaları mümkün olmazdı.


3)Hz.Adem (as)'in cennetten çıkarılması olmasaydı, bu kadar insan terakki edemeyecekti. Tohumun ağaç olması için ambardan tarlaya girmesi gibi, insanoğlu da Cennet ambarından dünya tarlasına inmiştir. Ta ki ağaç gibi terakki edebilsin. Bunun gibi diğer kitaplar değiştirilmeseydi, o zaman Kur'an-ı Kerim'in gelmesi söz konusu olmazdı. Onlar değiştirilecek ki Kur’an'a yol açılsın. Ancak onların değiştirilmesinden sadece değiştirenler sorumludur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder