9 Şubat 2016 Salı

Kadınları dövmek yoktur

*“fa’dribûhunne” emri “dövün” anlamında değil; “onları bulundukları yerden uzaklaştırın!” manasındadır.

*Hz. PEYGAMBER sav’in ömrü boyunca evli olduğu hanımlara tek bir kez bile el kaldırdığını göremiyoruz. Bir ara hanımlarıyla sorun yaşayınca önce onlarla konuşmuş, sonra yatağını ayırmış ve bir müddet (iki ay kadar) onlardan ayrılmıştır. Sonra anlaşma sağlanınca tekrar dönmüştür. Ayete verdiğimiz meal onun bu uygulamasına da dayanmaktadır.

*PEYGAMBER SAV in kendisi “bir müddet ayrılma” olarak uygulamış Hiçbir zaman hanımlarına tek bir “fiske” bile vurmamış

*PEYGAMBER EFENDİMiz (sas) şefkat kahramanıdır. Aile içi anlaşmazlıklarda hiçbir zaman şiddet yolunu öğütlememiştir. Kur’an-ı Kerim’in ilk müfessiri ve yorumcusu PEYGAMBERİMiz (sas)’dir. Kur’an’da geçen emirleri O’ndan (sav)daha doğru ve net şekilde anlayan birini düşünmek mümkün değildir.




Sözlükte [DRB] kökü mastar olarak “vurmak, dövmek, yapmak, bırakmak, ayrılmak, göstermek, etmek, eylemek, koymak” vb. birçok anlama gelir. Bu kelime Arapça’nın “aspirin” gibi neredeyse her derde deva bir sözcüğüdür. Türkçe’deki etmek, eylemek veya İngilizcedekiget sözcüğünü çağrıştırır.
Örneğin empoze etmek, baskı yapmak, zorlamak (darb), kota uyguladı (darabe hıssa), iğne yaptı (darabe hagn), çadır kurdu (darabe heyme), vergi koydu (darabe darîyb), misal verdi, örnek gösterdi (darabe mesel), para pastı (darabe nugt), telefon etti (darabe’l-hatife), vuruşmak, dövüşmek (tedârub), kıvranmak, çırpınmak, bocalamak, telâşlanmak, çalkalanmak (idtırâb), grev, iş bırakma, işi terk etme, ayrılma (idrâb), çalkantı, kriz (idtırâb), sınıf, cins, nevi, (darb), vurguncu, spekülâtör (müdârib), ticarî rekabet, ticarî ortaklık (müdârebe) gibi birçok kelime bu kökten türetilmiştir…
Sözlükte [NŞZ] kökünden ise mastarı “yükselmek, şişmek, ortaya çıkmak, meydana gelmek, ayağa kalkmak, normalin dışına çıkmak, isyan etmek, karı-koca birbirine karşı gelip kavgaya meydan vermek” olan manalar gelmektedir. Yerinden kaldırmak (inşâz), yüksek, yerinden dışarı fırlamış, şişmiş, uygunsuz müzik ritmi, geçimsiz, huysuz (nâşiz), ortaya çıkmış, diğerleri seviyesine çıkan şey (neşâz), tepe, çıkıntı, yüksek (neşz) kelimeleri bu köktendir… Türkçe’de aile mahkemelerinde sıkça kullanılan ve boşanma nedenleri arasında sayılan “şiddetli geçimsizlik” dediğimiz şeyle aynı manayı çağrıştırır. Burada kadından kaynaklanan şiddetli geçimsizliğin kastedildiği anlaşılıyor.
Görüldüğü gibi ayette geçen darb ve nuşûz sözcükleri Arap muhayyilesinde bu manalar etrafında dönüyor.
Keza (darabe) kelimesinin Kuran’da “sefere çıkmak, bir yerden bir süreliğine ayrılmak, açmak, ayırmak” anlamında kullanıldığı yerler vardır;
“Yeryüzünde ‘sefere çıktığınızda’ düşmanın üzerinize ani saldırı düzenlemesinden korkarsanız, namazı kısaltmanızda bir sakınca yoktur” (Nisa; 4/101).
“Sonra Musa’ya şöyle vahyettik: ”Kullarımla geceleyin yürü, onlara denizde kuru bir yol ‘aç’, yakalanırız diye korkup kaygılanma.”(Taha; 20/77).
Zaten Kur’an’da 10 civarında yer var ki hepsinde de, ihtilaf, bu “darabe” fiilinin çok anlamlı olmasından kaynaklanıyor. Örneğin: Musa’ya asanı taşa vur mu dedi, işaret et mi dedi? İneğe vurun mu dedi, onu uygulayın mı dedi? Kadınları dövün mü dedi, bir müddet ayrılın mı dedi? vb.
***
Şu halde “Kadınları dövün” ayeti olarak meşhur olan bu ayet, “İkişer, üçer, dörder…” ayetinin evliliklerin giderek çoğaltılmasını değil giderek azaltılmasını amaçlaması gibi,kadın dövme olaylarının terk edilmesini amaçlamaktadır…





Bir erkek, hanımını döverse, kıyamette onun davacısı ben olurum.) [R. Nasıhin]


Onlarla iyi, güzel geçinin!) buyuruluyor. (Nisa 19)

Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:
(Bir mümin, hanımının kötü huyuna kızmasın! Onun iyi huyu da olur.) [Müslim]

(Kadın, zayıf yaradılışlıdır. Zayıflığını susarak yenin! Evdeki kusurlarını görmeyin!) [İbni Lal]

(Müslümanların iman yönünden en üstünü, ahlakı en güzel olanı, hanımına, en iyi, en lütufkâr davranandır.) [Tirmizî]

(Müslümanların en iyisi, en faydalısı, hanımına en iyi, en faydalı olandır. Sizin aranızda hanımına karşı en iyi, en hayırlı, en faydalı olan benim.) [Nesâî]

(Hanımını dövenin, Kıyamette hasmı ben olurum. Hanımını döven, Allah ve Resulüne âsi olur.) [R. Nasıhîn]

(Kadınlarınızı üzmeyin! Onlar, Allahü teâlânın sizlere emanetidir. Onlara yumuşak olun, iyilik edin!) [Müslim]

(Hanımına güler yüzle bakan erkeğin defterine bir köle azat etmiş sevabı yazılır.) [R. Nasıhîn]

(Hanımıyla iyi geçinip şakalaşanı Allahü teâlâ sever, rızklarını artırır.) [İ. Lâl]

(Hanımının kötü huylarına katlanan erkek, belalara sabreden Eyyüb aleyhisselam gibi mükâfatlara kavuşur.) [İ. Gazâlî]

(Kendi yediğinden hanımına da yedir, kendi giyindiğin gibi ona da giydir, ona yüzünü ekşitme, kaşını çatma ve dövme!) [Ebu Davud]

(Allah’ın kulları olan kadınları dövmeyin!) [İbni Mace, Dârimî]

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder