bu tavsiyeyi sadece bu kişilere özel yapmış olmasıdır. Yani bu kişilerin rahatsızlığı için özel bir tavsiyedir. Dolayısıyla her hastalık için yapılmış bir tavsiye değildir.
literatür incelendiğinde deve idrarı içilmesi ve bundan fayda görülmesine sıkça rastlanır. ibn-i sina dünyaca ünü eseri "el-kanun"'da bu tedaviden söz etmiştir. bedevi kabilelerinde de belki binlerce yıldır kullanılmaktadır. deneyimlerimden yola çıkarak "gayribilimsel" bir çıkarım yapayım, geleneksel tıp'ta kullanılan bir tedavi yöntemi eğer cevap vermezse en fazla iki kuşak sonra silinir gider. dolayısıyla birileri sidikten fayda görmüş (belki de gördüğünü sanmış, bilemem etnofarmakolojik çalışma yapmak gerekir yorum yapmak için) ki yüzlerce yıldır anılmaya devam etmiş.
ulakbim'in indeksinde "a" kategorisinde yeralan bir dergi olan "journal of ethnopharmacology"'de 2011'de yayınlanan bir makalede deve idrarının "hepa-c1c7" tipi kanser serilerinde (cell-line) in vitro antikanser etki gösterdiği ve kanser oluşumdaki rolü iyi bilinen "sitokrom p450 1a1"enziminin oluşumunu engellediğini "bilimsel" olarak gösterilmiştir.
dolayısıyla o kadar da hurafe değildir. yüzlerce yıllık bir kayıt ve bilimsel kanıtlar deve idrarının etkisi olduğunu göstermektedir. yapılması gereken şifa arayan insanlara limonata gibi lıkır lıkır sidik içirmek değil, bu sidiğin içinde söz konusu etkilere hangi maddenin yol açtığını bulmak ve bunu modern bir ilaca çevirmektir.
Bütün bunları ve rivayette geçtiği üzere hastaların da şifayab olduklarını göz önünde bulundurduğumuz zaman bu hadisin inkar edilecek bir husustan ziyade tıb konusunda bir araştıma ve tez konusu olması gerektiği ortaya çıkıyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder