15 Ocak 2016 Cuma

Araf 166

ailaheillallahu
166. kibirlenip de kendilerine yasak edilen şeylerden vazgeçmeyince onlara: aşağılık maymunlar olun! dedik. 

(bkz: araf suresi)

163. onlara, deniz kıyısında bulunan şehir halkının durumunu sor. hani onlar cumartesi gününe saygısızlık gösterip haddi aşıyorlardı. çünkü cumartesi tatili yaptıkları gün, balıklar meydana çıkarak akın akın onlara gelirdi, cumartesi tatili yapmadıkları gün de gelmezlerdi. işte böylece biz, yoldan çıkmalarından dolayı onları imtihan ediyorduk. 
(bkz: araf suresi 163)

yani burada para için insanlar rab'lerinin emirlerinden vazgeçmektedirler ve rabbi'miz de onlara demektedir ki aşağılık maymunlar olun! şimdi aşağıdaki araştırmayla birlikte maymun benzetmesinin amacı rabbi'mizin izniyle güzel bir zemine, bilimsel bir zemine oturacaktır... 

En çok satan kitaplar listesinde haftalarca birinci sırada yer alan Freakonomics kitabının yazarı Steven Levitt, yaklaşık bir yıl önce New York Times'da, Yale Üniversitesinde yapılan çok ilginç bir araştırma hakkında ses getiren bir yazı yazdı. Yazının ve araştırmanın ilginç olmasının nedeni, bu araştırma para ve maymunlarla ilgili. Keith Chen, Yale Üniversitesinde ekonomi bölümünde görev yapan bir Profesör Keith Chen'in araştırması; Maymunlara, para kullanmayı öğretmek ve bunun sayesinde topladığı bilgileri, bizlerin yani insanların, para ile olan ilişkisini karsılaştırıp, çeşitli sonuçlar çıkarmak.

Araştırma, Yale Üniversitesinin maymun laboratuarında başlıyor. Bu laboratuarda 7 adet capuchin maymunları, bir ana ve birçok küçük deney kafeslerinde, para kullanmayı öğreniyorlar. Para olarak, gümüş renkli, somun kullanılıyor. Süreç gayet basit. Ana kafesten bir maymun alınıp, deney kafesine koyuluyor. Bu maymuna para adını verdikleri somun veriliyor. Maymun öncellikle bu somunu kokluyor, ağzına popoürüyor. 

Bu aşamada bir tepsi içinde çeşitli yiyecekler getiriliyor: elma, üzüm ve jell-o. Amaç, bu 7 maymunun her birinin sevdiği yiyecek türünü bulmak ve bu yiyeceği elde etmek için parayı kullanmalarını sağlamak. Deney kafesindeki maymun elmayı seçiyor.

Araştırmacılar, maymuna elmayı vermeden önce, elinden parayı alıp, maymuna yiyeceği veriyorlar. Bu süreç haftalarca sürüyor ve maymunlar birkaç hafta sonra, ellerindeki somunun yani paranın gücünü anlamaya başlıyorlar. Maymunlar paranın kullanımını; araştırmacılar, en çok tercih edilen yiyeceği öğrendikten sonra, yeni bir süreç başlıyor: fiyatlandırma. Bu yeni süreçteki amaç, maymunların, biz insanlar gibi rasyonel kararlar verip vermediğini bulabilmek. Böylece araştırmacılar, birçok maymunun tercihi olan jell-o'nun fiyatını iki somun, elmanın fiyatını yarım somun ve üzümün fiyatını ise bir somun yapıyorlar.

Buldukları sonuç ise gerçekten ilginç. Maymunlar, deney sırasında, biz insanlar gibi para harcama konusunda çoğu zaman rasyonel davranıyorlar. Parasını, en çok yiyecek alabileceği şekilde harcamaya başlıyorlar. Maymunlar, 1 somun verip, 2 dilim elma almayı, fiyatı 2 somun olan bir adet jell-o'ya tercih etmeye başlıyor. Buraya kadar her şey güzel! Günlerden bir gün, yine ana kafesten, deney kafesine alınan maymun, deney kafesindeki bir tepsi içinde bulunan 12 somunu görüp, aniden çılgına dönüyor. Paraların bulunduğu tepsiyi kapıp, ana kafese fırlatıyor ve kendisini de ana kafese atıyor. Ana kafesteki bütün maymunlar bir anda gökten para yağdığını görüp, yere düşen paraları kapışmaya başlıyorlar. Levitt, bunu yazısında maymun tarihinde gerçeklesen ilk "banka soygunu" (maymunun tepsiyi çalması) ve "hapishaneden kaçış" (maymunun deney kafesinden, ana kafese kaçışı) olarak tanımlıyor. Bütün bu kaos içinde araştırmacılar, ana kafesteki maymunlardan parayı geri almaya çalışıyor.

Olayın biraz yatıştığı bir anda Keith Chen, hiç görmemeyi tercih ettiğini söylediği bir olaya şahit oluyor: Erkek maymunlardan biri, dişi maymunlardan birine yaklaşıp, ona elinde bulunan somunlardan birini veriyor ve bunun karşılığında dişi maymun, erkek maymunun çiftleşme teklifini kabul ediyor!

işin ilginç yanı bu iki maymunun "işi" bittikten sonra, dişi maymun "kazandığı" parayı araştırmacıya getirip, bununla üzüm almaya çalışıyor. Chen, bu olayı maymun tarihindeki ilk "fuhuş" olarak tanımlıyor. 

Üniversitenin araştırma etik bölümü, maymunlar üzerinde yapılan para araştırmasının, maymunların yaşam koşulunu, değerlerini ve gündelik yaşamlarını tamamen değiştirdiği ve zedelediği gerekçesiyle, araştırmayı iptal edip, maymunlara para verilmesini yasaklıyor.

yani burada hayvanlardan olan maymun dışında başka bir hayvanın örnek verilemeyeceğini bu tür bilişsel fonksiyonlara sahip olamayacağını görüyoruz. ayette belirtilen kavim de bir hata yapıyor ve hatanın sebebi yiyecekleri olan balık... 

En doğrusunu Allah bilir.. 








166 – Vaktâki artık o nehy edildikleri şeylerden dolayı kızıp tecavüz etmeğe de başladılar, biz de onlara maymun olun keratalar dedik. (Elmalı)
Felemma atev an ma nühu anhü kulna lehüm kûnu kıradeten hasiiyn; ve sonunda kendilerine yasaklanan şeyleri işlemekteki inatçı tutumları yüzünden onlara dedik ki; Maymundan beter olun.
Evet, maymundan beter olun. Düşmanının putuna tapacak kadar onu taklit eden bir toplum ancak böyle tanımlanabilir. Allah’ın böyle bir bedduasına uğramış olmalı. Maymundan beter olun. Zaten maymundan beter olmuşlardır. Öyle değil mi? Düşmanının putuna yapan bir toplum, maymun gibi taklit hastalığına kapılmış değil de nedir.
Oysa ki iyi taklit eden maymun yüksek maymundur. Ama insan maymun gibi taklit ederse alçak insan olur. O sebeple burada Hasiiyn, alçak maymun, maymundan beter biçiminde çevirmeyi daha uygun buldum. Çünkü Mücahit; Ahlaken maymunlaştılar diye tefsir eder bunu, sureten değil.
Hatta peygamberimize bir soru üzerine efendimiz;
“Cismen hayvana hiçbir kavim çevrilmedi.” Diye cevap verir ki bu da onların cismen değil, genel kanaatte olduğu gibi ama ahlaken, ruhen, tavır ve davranmış olarak maymun gibi özgürlüklerini ve onurlarını bir avuç fındığa satabilecek kadar taklitçileştiklerini gösteriyor.
Ki biliyorsunuz Afrika’da maymunları diri diri yakalamak için bir yöntem uyguluyorlar maymun avcıları. Bir çömleği gömüyorlar toprağa, çömleği ağzı dardır, sadece maymunun eli girecek kadar. İçine de fındık koyuyorlar. Maymun elini sokuyor fındığı doldurunca dolu avucu çıkmıyor. Avcı geliyor; Maymun elindeki fındığı bırakıp ta kaçmayı akıl edemiyor. Fındıktan vazgeçemediği için özgürlükten oluyor.
İşte burada maymundan beter olun derken böylesine bir avuç fındığa özgürlüğünüzü satabilecek kadar aşağılaşın denilmiş oluyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder