“Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının, O'na ulaşmaya yol arayın ve O'nun yolunda gayret gösterin ki kurtuluşa eresiniz.” Maide suresi,35
Hz AİŞE validemizin evlilik yaşına bakılarak, kız çocukları evlendirilir mi?…
Peygamber efendimiz as’ ın evlilikleri günümüzde bazı çevrelerce çokça eleştirilmektedir…
Özellikle de Hz Aişe validemizle olan evliliği…
Ben lafı uzatmadan bu konuyla ilgili edindiğim bilgileri özetleyeceğim sizlere… Birkaç gündür araştırma içinde olduğum için başka yazı yayımlayamadım… bundan sonraki yazımın konusunun Peygamber efendimiz as ‘ın çok eşliliği olmasını planlıyorum ama hayırlısı… Bu konularla ilgili çok fazla araştırma var ve okumam zaman alıyor…
Amacım, sizlere farklı bakış açıları sunabilmek …
Doğru bildiğimizi sandığımız şeyler, acaba “Kur’an la örtüşüyor mu?”
Bu sorunun üzerinde oldukça düşünmemiz lazım…
Bu yüzden yazıdaki ayrıntılara şaşıracaksınız baştan söyleyeyim…
1- Şimdi size sorsam… Peygamber efendimiz as ın ilk eşi “Hatice” validemiz… evlendiğinde kaç yaşındaydı diye? Çoğunluk hemen 40 diyecektir… hiç şüphe etmeden…
Peki hz “Aişe” validemiz kaç yaşındaydı desem? Genel olarak 9 denilecektir…
“9 Yaşında bir çocuk nasıl evlenebilir” diye bir İslam alimine sorduğunuzda size genel olarak şu cevabı vereceklerdir..
“Arabistan malum çok sıcak bir memleket, o yüzden oradaki kızlar erken büluğa eriyor”…
Şimdi gelelim dikkat çekici ayrıntıya…
Sıcak iklimlerde yaşayan yerlerde bayanlar, erken büluğa erdikleri gibi, menopoza da erken girerler…
Hz Hatice validemiz evlendiğinde 40 yaşında ise, bu sıcak memlekette, 40 yaşından sonra 6 çocuğu dünyaya nasıl getirdi?
Yani hz Hatice validemiz ,hz Fatma’yı dünyaya getirdiğinde “58” yaşında mıydı !…
Ayrıca, Hz Hatice validemizin aslında dul ol-ma-dığı, (çünkü ,o dönemlerde dul bayanlar amcalarının iznine gerek duymadan evlenebiliyorlardı … Ancak hz Hatice validemiz babası öldüğü için amcasından izin alarak peygamber efendimiz as evlenmiştir.) hakkında da rivayetler vardır…
Hz Hatice validemizin, kırklı yaşlarda değil hatta peygamber efendimiz as dan 3 yaş küçük olduğunu söyleyenlerde var… Bunlar bugünün alimlerinin görüşlerimi… hayır… Hz Hatice validemizin, 40 yaşından daha genç olduğunun rivayet edildiği eski kaynaklar…
İbn Habib’in “Muhabber” isimli kitabı (s. 79)
Belâzuri’nin “Ensab I” adlı kitabıdır. (S.177)
İbn Sa‟d, VIII, 17.
Neden hz Aişe ve hz Hatice validemizin farklı yaşlarda olabileceğine dair rivayetler varken, sadece 9 ve 40 yaş esas alınmış, diğerleri ötelenmiş, araştırılması lazım…
Kur’an-ı Kerime zarar veremeyeceklerini anlayan kişilerin, Peygamber Efendimiz as. eşleri üzerinden islamı tahrip etmeye çalışmaları, amaç olabilir mi?
2 – “Evlilik çağına gelinceye kadar yetimleri (gözetip) deneyin, eğer onlarda akılca bir olgunlaşma görürsenizhemen mallarını kendilerine verin. Büyüyecekler (de geri alacaklar) diye o malları israf ile ve tez elden yemeyin. Zengin olan (veli) iffetli olmaya çalışsın, yoksul olan da (ihtiyaç ve emeğine) uygun olarak yesin. Mallarını kendilerine verdiğiniz zaman yanlarında şahit bulundurun. Hesap sorucu olarak da Allah yeter.” (nisa suresi; 6)
Peki, Arap toplumunda kızlar cocuk yasta evlendiriliyorsa, “evlilik çağı” diye bir tabiri Rabbim ayette neden kullansın?
Bu ayet indiğinde Peygamber efendimiz as’ a, “evlilik çağı nedir “ diye soran tek bir sahabe yok.
Örneğin, kız çocukları diri diri gömülüyor ol-ma-saydı, kız çocuklarınızı öldürmeyin diye bir ayet inmezdi…
Ayetten de net bir şekilde anlasildigi gibi… o zaman ki Arap toplumunda da , kültürlerine yerleşmiş bir “evlilik çağı ” olgusu vardı…
Günümüzde ki kullanımı gibi …Kızlar ancak büyüdüklerinde “Evlilik çağın geldi” denilir …
3– Evlenirken bayanlara, erkeklerin mehir vermesi gerekir… Mehirde “sınır” yoktur…
Evlenecek bayan, eş adayından istediği kadar mehir isteyebilir…
Günümüzde başlık parası saçmalığında olduğu gibi parayı kızın ailesi değil, kızın bizzat kendisi alır…
Erkeğin, evlendikten sonra eşine verdiği mehir üzerinde kullanım yetkisi yoktur… Eşinin nasıl harcadığına ve harcayacağına karışamaz… tabi kadın, bunu kendi rızasıyla eşiyle beraber paylaşmak isterse ayrı…
Bu konu, aşağıdaki ayetle net bir şekilde açıklanmaktır…
Kadınlara mehirlerini gönül rızası ile (cömertçe) verin; eğer gönül hoşluğu ile o mehrin bir kısmını size bağışlarlarsa onu da afiyetle yeyin. (Nisa suresi ;4)
Ayette mehirlerini verin deniliyor… Peki çocuk yaştaki kız cocuğu, mehrini nasıl harcayacak ya da tasarruf edecek? (ayette evlenecğiniz kişi, çocuk yaşta ise mehri eşine, ya da ailesine verin, ya da şimdi vermeyin sonra verirsiniz gibi ayrıntılar var mı? yok… çünkü böyle bir durum söz konusu bile değil)
Yetimlerle ilgili ayette bahsetmiştik… Mallarının verilmesi için (akılca olgunlaşmaları )reşit olmaları gerekiyor diye…
Kadının mehri alabilmesi için veya gönül hoşnutluğu ile bağışlayabilmesi için de reşit olması gerekli…
4- Zina eden erkek, zina eden veya müşrik olan bir kadından başkası ile evlenmez; zina eden kadınla da ancak zina eden veya müşrik olan erkekle evlenir. Bu, müminlere haram kılınmıştır. – (Nur suresi 4.)
Bu ayet, kişilerin kimlerle evlenebileceğini anlatıyor…
Bir çocuğun müşrik olması düşünülebilir mi? Ya zina yapması?
5- İçinizden, imanlı hür kadınlarla evlenmeye gücü yetmeyen kimse, ellerinizin altında bulunan imanlı genç kızlarınız (sayılan) cariyelerinizden alsın. Allah sizin imanınızı daha iyi bilmektedir. Hep aynı köktensiniz (insanlık bakımından aranızda fark yoktur). Öyle ise iffetli yaşamaları, zina etmemeleri ve gizli dost da tutmamaları şartı ve sahiplerinin izni ile onları (cariyeleri) nikâhlayıp alın, mehirlerini de normal miktarda verin. (Nisa suresi 25)
Bu vasıfta özellikleri olması gerekenlerin (kırmızıyla işaretlenen) , çocuk olmaları mümkün mü?
(bu arada, cariyeler ile ilgili yazımı okumayanlar için tekrar belirtelim… İslamiyete göre cariyelerle cinsel ilişkiye girmek için evlenmek gerek-mi-yorsa, neden “evlenebilme şartları “ getirilmiş olsun…)
6 – “Kâsânî, Nûr sûresinin “Aranızdaki bekarları, kölelerinizden ve cariyelerinizden elverisli olanları evlendirin…” mealindeki 32. Âyetin de geçen “eyâma kelimesinin küçük ya da büyük, eşi olmayan kadınlar anlamına geldiginden hareketle babanın, küçük kız çocugunu evlendirebilecegini söylemektedir.*
Kâsânî’nin ifadelerinden anlasıldıgına göre bu âyeti aynı amaçla Ebû Hanîfe de delil olarak kullanmaktadır.**
Oysa âyetin devamında “Eger fakir iseler, Allah kendi lutfu ile onları zenginlestirir” buyrulmaktadır.
Yani fakir oldukları söylenen kisiler, evlendirilmesi istenilen kişilerdir. Bu kişilerin kendilerine yetecek kadar malları olmadığını gösterir.
Nisâ sûresinin 6.âyeti ile bu âyet beraber düşünülürse, malı üzerinde tasarruf yetkisi olmayan çocuklar için bu ifade kullanılamaz.”
* Kâsânî, Bedâi’u’s-sanâi’, II, 240.
** Kâsânî, Bedâi’u’s-sanâi’, II, 241.
(Altıncı maddenin tamamı, Kur’an Işığında Küçüklerin evlendiril(eme)mesi meselesi Dr. Fatih Orum dan alıntıdır…)
7- Şimdi biraz düşünelim… Ayetler bu kadar net iken, Hz Aişe validemizin 9 yaşında evlendiğini varsayan bir sürü tutarsız rivayeti esas alarak, İslamiyet adına kız çocuklarının evlenebileceği hükümlerine nasıl varılabilir ?
Ama varılmış… Çocuk yaşta evliliğin tek kaynağı budur, düşünebiliyor musunuz olayın vehametini…
Buna izin veren, veya bu anlama gelen TEK BİR AYET bile yokken hem de…
Yazımı hazırlarken Doçent doktor Fatih Orum beyin makalesinden faydalandım… (google akademiden okuyabilirsiniz… Yazısında Hz Aişe validemizin evlilik yaşının, 9 ola-ma-yacağını da rivayetlerleanlatmıştır… )
Kısaca, ayetler bu adar açık iken, çocuk yaşta evliliğe islamiyetin izin verdiği asla söylenemez…
İslâm hukukçuları arasında bulûğ çağına ulaşmayan kimselerin hiçbir kimse tarafından evlendirilemeyeceği görüşünde olan hukukçular da vardır. İbn Şübrüme bunlardandır. http://www.diyanet.gov.tr/turkish/basiliyayin/weboku.asp?sayfa=14&yid=36
Bu yazı Yazılarım, Dini Meseleler, ATEİSTLERİN İDDİALARINA CEVAPLAR... kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.
Aşağıda vereceklerim de tarihi hesaplamalar… zaten hepsi tezlerini “tarihe” dayandırıyor… işin enteresan kısmı da bu aslında…
birlikte aynı konuyla ilgili farklı rivâyetler, tarihi olaylar arası mukayese ve
çıkarımlar ve tarihi kaynaklardan hareketle Hz. Âise’nin zifaf yasının 8-21 yas
aralıgında olduguna dair tespitler de bulunmaktadır.63 Yapılan bir çalısma su
hususlara dikkat çekmistir:
Tabarî’nin, Âise’nin 620 yılında nisanlanıp 623 yılında Rasûlullah ile birlikte
yasamaya basladıgını söylemesi tarihi bir çeliskidir.
_bn Hacer’e göre Fâtıma dogdugunda Rasûlullah otuzbes yasındaydı.
Fâtıma Âise’den bes yas büyüktü. Dolayısıyla Âise dogdugunda Rasûlullah kırk
yasındaydı. Rasûlullah’ın, Âise ile Medine’de evlendigi dikkate alındıgında
Âise’nin en az oniki yasında olması gerekir.
Âise’den on yas büyüktü. Esmâ hicri 73 yılında yüz yasında öldü. Dolayısıyla
Esmâ’nın hicrette 27-28 yaslarında olması gerekir. Esmâ Âise’den on yas
büyükse Âise hicrette 17-18 yasında olmalıdır.
O halde Âise Rasûlullah’la beraber yasamaya basladıgında 19-20 yaslarında olmalıdır.64
savastaki fonksiyonlarını icra ederken olması gereken yasları dikkate
alındıgında yasının büyük olması gerekir.
Fakültesi Dergisi, IX, _zmir, 1995, s. 139-144; Coskun, Selçuk, “Hadislerin Tarihe Arzı”nin
Uygulamadaki Bazı Problemleri (Hz. Âise’nin Evlilik Yası Örnekleminde Bir _nceleme)”,
Ekev Akademi Dergisi, yl. 8, sy. 20, Yaz 2004, s. 184 vd. Öte yandan Rasûlullah’ın Hz. Âise
ile altı yasında nisanlanıp dokuz yasında evlendigi sonucuna ulasan bir çalısma için bkz.
Azimli, “Hz. Âise’nin Evlilik Yası Tartısmalarında Savunmacı Tarihçiligin Çıkmazı”, _slâmî
Arastırmalar Dergisi, c. 16, sy. 1, 2003, s. 28 vd. Bir baska arastırmacı her iki grubun görüs ve
delillerine yer verdikten sonra Hz. Âise’nin küçük yasta evlendigine dair rivâyetlerin kısmen
daha güçlü olduguna dikkat çekmektedir. Bkz. Erul, Bünyamin “Hz. Aise Kaç yasında
Evlendi? Dokuz Mu? On Dokuz Mu? ”, _slâmî Arastırmalar Dergisi, C: XIX, sy. 4, 2006, s.
637 vd.
64 Diyanet Vakfı _slam Ansiklopedisi’nin “Âise” maddesinde Hz. Âise’nin 614 yılında dogdugu
söylenmektedir. Aynı ansiklopedinin “Esmâ bint Ebû Bekir es-Sıddîk” maddesinde, Esma’nın
Âise’den on yas büyük oldugu ve yüz yasında 73/692 yılında vefat ettigi söyleniyor. Bu iki
madde arasında tarihi bir çeliski gözükmektedir. Sayet Esma Âise’den on yas büyükse ve yüz
yasında iken 692 yılında vefat ettiyse Âise’nin 602 yılında yani risaletten önce dogmus olması
gerekir. Krs. Fayda, Mustafa, D_A, “Âise”, II, 201 vd.; Yardım, Ali, D_A, “Âise”, II, 201 vd.; Yardım, Ali, D_A, “Esmâ bint EbûBekir es-Sıddîk”, XI, 402 vd.
Dr. Fatih Omur…“
Osmanlı tarihinde bile kaynak sıkıntısı varken, 1400 yıl öncesi, birbirinden farklı bir sürü rivayetlere nasıl itibar edelim,
hatta bunlara göre bir islami tarih oluşturalım.. Mantıklı mıdır sizce bu?
Tarihi yeniden yazmaya çalışan sizsiniz ben değilim…. iyi geceler
Sayın Hilmi
Mervece, burada Kuran dan ayetlerle müslümanlara örnek olarak belirlenmiş kişinin yani Muhammed as ın (ki bu örneklik de önce Kuran ı okuyup ,ben müslümanım diyeni bağlar) yaşamı sırasında Kuran a göre davranacağını bundan dolayı;
tarih diye önümüze sürülen şeylerden hangisinin Kuran a uyduğunu dolayısı ile Muhammed as ın yaptığını ,
hangisinin uymadığını dolayısı ile Muhammed as ın yapmadığını anlatmaya çalışmış.Kalkıp da buna tarihi yeniden yazmak demek çok uçuk olsa gerek.
Burada amaç tarih yazmak değil ,Allah ın dinini anlayıp ona uygun yaşamak.
Bu konuda oluşan hurafelerden, o dedi “bu da böyle dediler” den arınmak.
Bu da ancak bu aktarılan rivayetlerin,tarihin ,o şöyle dedi ama toplayınca da bu çıktı
tarzı zanni bilgilerin , müslümanların korunmuş ve ilahi olduğuna inandıkları Kuran a arzı ile gerçekleşir.
Bir müslümanın önüne Allah ın ayetleri ve o ayetlerin de karşısına
insanların kendilerine göre yazdıkları, ayetlerle uyuşmayan tarihi bilgiler getirildiğinde sizce hangisini seçecek,hangisini doğru kabul edecek,hangisine uyma sorumluluğu olacak.
Biz atalar dinine körü körüne uymamak konusunda Kuran dan sert uyarıyı aldık.
Darısı diğerlerinin başına..
Konuyu alakasız yerlere çekmenin anlamı yok.
Birincisi Özgür Bey değil Özgür Hanım
İkincisi yazıda Kuran a dayanarak yapılan anlatımda tarih ispatı yapılmıyor.Anlamadığınız “tarihi yeniden yazıyorsunuz” demenizden belliydi.Hala aynı şeyi söylüyorsunuz.Ana fikir burada sayılar değil .Kendine müslüman diyen bir kişi din adına çoluk-çocukla evlenebilir mi,araştırılan şey bu, dolayısıyla tarihsel verilerin farklı olabileceğini,insanların her duyduklarına inanmamaları bunu Kuran la karşılaştırmaları gerektiği “Hatice .. yaşındayken evliydi diyen de var” örneği üzerinden ispatlanıyor.Bu uzun yazıyı kalkıp da eleştirmek için sadece sayılara takılmanız niye.Bu eyleminizin yapıcı eleştiri anlamında kullanılacağı yer kafayı rivayetlerle bozanlar olsa gerek.Burada tam aksi savunulmuş.
Üçüncüsü “Yani bakanın görmek istediği gibi gördüğü ayetlere dayanarak Hz. Muhammedin hayatında yaptığı söylenen şu şey doğrudur şu şey yanlıştır
denemeyeceğini de ayrıntılı anlatmaya çalıştım…”
demişsiniz.
Anlaşılan o ki henüz köy görünmemiş.
Biz diyoruz ki ayetlere bakarak , gelen tarihi zanni bilgilerden Peygamberin böyle bir uygulaması olamaz,Çünkü Kuran a ters,Çünkü O Kuran a aykırı bir eyleme girişmemiştir.
Herkesin kendine göre ayet yorumlaması! kafanızı karıştırıyorsa bunun da çözümü var , Kuran kişi gerçekten doğru olanı arıyorsa ,aklını da güzel kullanıp,hevasına uymuyorsa doğruyu bulacağını söyler.Siz niye denemiyorsunuz.
Sizin fıkıh alimleri kadar aklınız yok mu.Bu sorunun cevabı elbet müsbettir.Ancak ilim konusunda eksikleriniz olur.Onu da bu blogu hazırlayan kişi gibi sora sora doğruya ulaşma adına çalışarak elde edersiniz.O zaman hangi fıkıh alimi doğru demiştir,onu da kavramaya başlarsınız.Ama fıkıh alimleri kendilerine göre yoruyor diyip, herkes farklı şey söylüyor diyip işin içinden sıyrılamazsınız.
Allah akıl ve kitap vermiş size.Okursunuz incelersiniz.
Rivayetlerle boğuşmayın,ayetlere buyrun.
Bu konuda kusurunuza bakılmayacak.Çünkü sadece aklınızı kullanarak “Özgür” isminin bir erkeğe mi bir kadına mı ait olduğunu bulamayabilirsiniz.Belki bir isim “kitabı” gerekirdi size.O kitaptan Özgür ün kadın ismi olarak da kullanıldığını öğrenseydiniz en azından iki seçeneğiniz olacaktı.Önce bu iki seçenekten hangisinin doğru olduğuyla ilgili kafanız karışacaktı.Sonrasında da bu bilgiyi de kullanarak sorsaydınız ,yüzde yüz doğru sonuca ulaşacaktınız.
Ama yanınızda bir isim kitabınız olsaydı sizde ona bakmadan davransaydınız,o zaman kusurunuza bakılırdı.
Kişinin bilgisi yoksa fikrinin doğru olacağını aklın söylemesi gördüğünüz gibi yeterli olmuyor.
Bir de bilginin kaynağını oluşturan kusursuz bir kılavuz gerekiyor.
Kusursuz kılavuzu bulmanızı dilerim..
Özgür hanım, bir bayan.. sizin deyiminizle “akıllıca” yorumlar yapan bir bayan… ben de bir bayanım… iyi bir üniversiteden mezunum… yani, kör cahil değilim… genelde bu konuya takılan kişilerin cinsiyetlerine bakıyorum… erkekler
bana enteresan geliyor…
Peygamberler de insan hata yapabilirler..
lütfen, sizden rica ediyorum, rivayetler üstünden peygamber efendimiz as yargılamayın… İslamiyete inanın, inanmayın bu önemli değil benim için…
ama peygamber efendimizi yap-ma-dığı bir şeyle, aslı astarı olmayan bir sürü rivayete bakarak itham etmeyin…
Size 1400 yıl öncesine dayanan, aişe ra 9 yaşında ol-ma-dığını belirten rivayetler da yazdım yorum kısmında…
neden sanki bunları ilk defa günümüz alimleri söylemiş gibi yorumlar yapıyorsunuz inanın anlamakta zorlanıyorum…
ama görüşlerinizi farklı konularda paylaşmaya devam edin lütfen…
Arap halkı kadınların yaşını regl gördükleri zamandan sonra hesaplamaya başlarlar. 9 yaşında regl olan bir kız 18 yaşında isede 9 yaşında denir.Bu zamndada çoğu arap ülkelerinden geçerlidir.. inş şimdi anlamışsınızdr … Tarihi ve o ülklerin yasalarını bilmedğimiz araştrmadığımız sürece birlerinin söylemlerinii ezberlyip yansıtmak nete girenler için acınacak haldir
Ancak bu kitabın 7. sayfasında yazar şunu da yazmıştır…
“Yaptığımız değerlendirmelerde insan olmamız hasebiyle mutlaka hatalar ve eksikler olabilecektir.”
-Bölgenin iklim yapısı
-o dönemin evlilik kültürü … (yazımda bu iki konuyu anlattım )
ya da bir yıldır birbirinden ayrı yaşayan eşlerin (örneğin eşi kaptan) ayrılmaya karar verdiklerinde kadının iddet bekleme-me-si gerekirdi…
1:07:30 ile 1:10:37 arasını özellikle dikkatli dinleyin… Şeytan örneği çok ama çok önemli… aklınıza kaydedin…
“dünya hayatı mı, ahiret hayatı mı”
buyrun buradan bakın… hepsi meallerinde “evlilik çağı” demiş…
http://www.kuranmeali.org/4/nisa_suresi/6.ayet/kurani_kerim_mealleri.aspx